Bir Sendika Neler Yapmalı?

Meclis’te Adalet Komisyonu’na gelen bir yasa tasarısı iflas eden şirketlerin borçlarıyla ilgili yeni düzenlemeler öneriyor. Tasarı kabul edilirse iflas eden şirketlerin borçlarının ödenmesinde bankalar ve finans şirketleri daha öncelikli sayılacak. Zaten hakları korunmayan işçilerin alacakları daha da arkalara ötelenecek. Ekonomik krizin derinleşerek sürdüğü bu dönemde bu tasarının ne kadar çok emekçiyi etkileyeceği ortada.
 
Kayı İnşaat işçileri aylardır hakedişlerini almak için mücadele ediyordu. Kayı İnşaat’ın batık bir şirket olduğu kısa sürede ortaya çıktı. Şimdi mücadele sadece patron Coşkun Yılmaz’a karşı değil, işçilere zırnık bırakmayacak olan bankalara ve finans şirketlerine karşı yürütülüyor. Komisyondaki tasarı da Kayı işçilerinin mücadele deneyiminin tam merkezine oturdu. Çünkü tasarının amacı, tam da Kayı işçilerinin karşı çıktığı duruma kesinlik kazandırmak.
 
Kayı işçilerinin mücadelesi ile bu mücadelenin karşısında böyle bir teklifin getirilmesi tesadüf değil. Ekonomik krizin sonuçları sermayenin de, emekçilerin konumlarını netleştiriyor. Elbette bu konumlar birbirlerinin karşısındalar. Kayı işçileri nasıl haklarına öncelik istiyorsa, bankalar ve finans kuruluşları da bunun tam tersini istiyor.
 
Yine de böyle durumların yakalanıp sonuçlarına ulaştırılması kolay değildir. İnşaat-Sen’in buradaki başarısı meselenin özünü doğru şekilde kavramak ve buna yönelik mücadeleci bir çizgiyi kurabilmektir. 
 
Kayı işçilerinin mücadelesiyle ilgili bir başka örnek de İstanbul’da ve Ankara’da yapılan eylemlerdi. Eylemlere ülkenin birçok şehrinden işçiler katıldı. Konuşmak isteyen her işçi söz aldı. Bu eylemler karda kışta da yapıldı, polisin sert müdahaleleri ile meşhur Ankara’da da… Coşkun Yılmaz protesto edildi, duruşmalara gidildi, bakanlıklar göreve çağrıldı. Bunların hepsi yapılabildi.
 
Bunları tekrar tekrar anlatmamızın bir sebebi var. Biz tüm bunların bir mücadeleci bir çizgide kararlı ve sürekli bir şekilde yürünerek yapılabileceğini düşünüyoruz. Ülkemizde sendikal bir mücadelenin önünde engeller çoktur elbette. Ama yaygın eğilim olan nesnel zorluklar anlatma alışkanlığından çıkılması gerektiği kanaatindeyiz. Artık açılabilecek yolların görülmesi gerek.
 
Zaten bu zorlukları tahmin edebilme, imkanlarımızı değerlendirme ve sürekli karşımızdaki duvarların çatlaklarını aramak görevlerimizdir. Hiç böyle çabalara girişmeden atılan her adımın önüne çıkan ilk engele toslaması da doğaldır. Engellere toslamakta bile son kertede bir sorun yoktur. Ama bunlardan da ders çıkarmayıp öznel başarısızlıkları nesnel koşulların arkasında gizlemeye çalışmanın da sonu yoktur. 
 
İnşaat-Sen sendikal bir mücadelenin yapabilecekleriyle ilgili yüksek çıtalar koymuştur, koymaya da devam edecektir. Umarız bu çıtalar herkes için gerçekçi hedefler haline gelir ve her mücadeleye örnek olur.