Hakan Öztürk: Karadeniz'de barışçıl yaşama olanağını kaybedebiliriz

EHP Merkez Komite Üyesi Hakan Öztürk’ün son dönemdeki Montrö tartışmalarıyla ilgili Haber2021.com sitesinde yayınlanan röportajını sizlerle paylaşıyoruz:


1. Gündemdeki Montrö tartışmasını nasıl değerlendiriyorsunuz? Tartışma nereden çıktı ve ulusal ölçekteki siyasal saflaşmalar bakımından bu tartışma bize ne gösteriyor?

AKP, ABD ve AB’yle olan ilişkilerinde sıkıştığı için Joe Biden’la ilişkileri düzenlemek üzere neredeyse ülkenin aleyhine olabilecek her türlü tavizi vermeye yakın durumda. Bu tablonun en uç hali olarak Boğazlar’dan geçiş dışında bir alternatif olabileceğinden kapıyı açıyor. Montrö Boğazlar Sözleşmesi’yle ilgili tartışmaya da buradan giriyorlar. İstanbul’da yapılmak istenen kanal konusundaki ısrar da bu bağlamın içinde görülmeli.

2. CHP'nin dile getirdiği, Montrö gibi tartışmaların yapay tartışmalar olduğu ve tek önemsenmesi gereken gündemin ekonomi olduğu şeklindeki tutumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Montrö tartışması yapay değil elbette. AKP’li yöneticiler kendi ağızlarıyla söylüyorlar meseleyi. Her konunun kendine göre bir ağırlığı olur. Bu da öyle. Boğazlar’dan geçiş rejimiyle ilgili olarak bir dizi hata yapılacak olursa, barışçıl bir biçimde yaşamaya devam edilebilecek olan Karadeniz’de bunu kaybedebiliriz. Ağırlıklı gündem ekonomi olmakla birlikte, ülkenin genel gidişatının ne yöne olduğu da önem arz eder.

3. Her ne kadar Montrö tartışmasını önce iktidar çevreleri başlatmış olsa da özellikle Amirallerin yaptığı duyurunun ardından ülkenin ve hatta bölgenin en önemli gündemlerinden biri haline geldi. Önceki dönemlerden farklı olarak sol bu gündemde emekli subaylarla birlikte "fotoğraf vermek"ten çekinmedi. Bu politik denk gelmeyi nasıl değerlendiriyorsunuz?


Montrö tartışmasıyla ilgili olarak, amirallerin hazırladıkları metinde ifade ettikleri yaklaşım genel olarak doğru. Doğru olarak ortaya konmuş bir tutuma doğru demek, son derece normaldir. Aklın, mantığın ve siyasetin gereği budur. Böyle olmakla birlikte amirallerin ya da generallerin şu vakte kadar gerekli pek çok doğruyu söylemeyip, hâlihazırdaki hükümeti sonuna kadar desteklediklerini not etmeliyiz.